Artık standardım haline gelmiş bir şekilde, güneşin batmasına henüz birkaç saat kala uyandığımda bugünün ne kadar da boş geçeceği geldi aklıma. Neyse dedim, illa yapılacak bir şeyler bulunur. Bu cümlemin üzerinden neredeyse bir saat geçmesine rağmen hiç bir şey yapmamış olmak da ayrı bir sıkıntı oldu. Gerçi bir arkadaşımla, “bir kitabı özümsemek” üzerine hararetli ve kendi açımdan faydalı bir konuşma yaptığımı sanıyorum. Faydalıdan kastım da şu şekilde oldu, ne düşündüğümü en azından temel seviyede algılayabildi. Keza ben de onun düşüncelerinin temelini öğrendim. Eh bu güzel bir şey. Bomboş geçen bir günde böyle laflamaları bile ehemmiyetli saymak olağan kabul edilebilir, herhalde.
Daha fazla sıkılmamak adına dışarı çıkmayı düşünüyorum şu anda. Sanırım evi de dağınık bırakacağım. Gerçi uyandığımda bayağı gülmeme sebebiyet veren şu notu tekrar okuyunca, toplamak da geçmiyor değil içimden: “Gökmen, eviMi temiz kullan. Ona iyi davran. Hoşçakal, Annen!”
Neyse sanırım biraz gezip dolaşmaya ihtiyacım var. Ufaktan aranayım da eşlik edecek birilerini bulayım. (Feci boyun ağrısı uyandığımdan beri geçmedi.)
Güncelleme: Dışarı çıkmaktan vazgeçtim, sanırım Sartre’ı okuyacağım.

